Dünyaca Ünlü Psikiyatri/Psikoloji Bilim İnsanlarımız

Prof. Dr. Psikanalist Psikiyatrist Vamık Volkan; 1932 yılında Kıbrıs’ta doğdu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra 1956’da Amerika’ya yerleşti. Halen Washington Psikanaliz Enstitüsü’nde öğretim görevlisidir. 1999’da Viyana Üniversitesi’nde yıllık Sigmund Freud Konuşması’nı yapmak şerefine ulaştı.

Psikoloji alanında yaptığı çalışmalar nedeniyle, Max Hayman, Nevitt Sanford ve L. Bryce Boyer ödüllerini almıştır. Klinik psikanaliz üzerine yazdıkları için de Margaret Mahler Literatür ödülü kendisine verildi. Prof. Volkan’ın 30 kitabı ve 200’e yakın makalesi yayınlanmıştır.

Sosyal Psikolog Muzaffer Şerif Başoğlu

(29 Temmuz 1906, Ödemiş – 16 Ekim 1988, Fairbanks, Alaska), Türk-Amerikalı sosyal psikolog. Sosyal Yargı Kuramının ve Gerçekçi Çatışma Teorisinin geliştirilmesine yardımcı olmuştur.  İzmir Amerikan Koleji‘nde eğitim gördü. Daha sonra İstanbul’a geçerek İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümünden 1926’da mezun oldu. 1928 yılında yüksek lisans eğitimini tamamladı.

Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü‘nde psikoloji dersleri vermeye başladı.[3] Katıldığı ulusal bir yarışmada birinci olarak ABD’de eğitim bursu kazandı. Büyük Buhranın zirvede olduğu bu esnada Amerika’ya gitti.[4] Öncelikle Harvard Üniversitesinde Gordon Allport‘un danışmanlığında başlamıştır. Ancak daha sonra özgür bir ortamda kendi istediği çalışmaları yapabilmek adına Harvard Üniverstesinde ayrılarak Columbia Üniverstesinde Gardner Murph‘in danışmanlığında doktarasını tamamlamıştır. yüksek lisans eğitimini tamamladı. 1932’ de Nazi Partisi’nin yükselişi sırasında Wolfgang Köhler’in Gestalt Psikolojisi üzerine derslerine katılmak için Berlin’i ziyaret etti. Bu ziyaretten sonra Şerif, yeni bir sosyal algı teorisi için Gestalt ilkelerini kullanmayı planladı.[4] 1933 yılında doktorası için Harvard Üniversitesinde Allport ve Hadley Cantril‘in radyo psikolojisi konusundaki çalışmalarına katkıda bulundu. Sloganlar psikolojisi konusunda görüşlerini geliştirdi. Akademik ve kişisel anlaşmazlıklar nedeniyle danışmanı Allport ile çalışmaya son veren Başoğlu, Harvard’dan ayrıldı ve Gardner Murphy danışmanlığında “Algılamada Bazı Toplumsal Etmenler” konulu teziyle Columbia Üniversitesi‘nde doktorasını tamamladı.

Kısa periyodlarla Almanya ve Fransa’da dersler verdikten sonra 1937’de Gazi Eğitim Ensitüsü’ne geri döndü. İki yıl sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi‘nde psikoloji doçenti olarak görev almaya başladı.

Columbia Üniversitesi (1936) Otokinetik Etki Deneyi ile; Sabit bir ışığın karanlık ortamda hareketli gibi görünmesini anlatır. Sorumuz şu; fiziksel gerçekliğin belirsiz olduğu durumlarda bireyler nasıl yargılar geliştiriyor? Deneyimizde katılımcılara ışığı kapatın bir şey deniycez deniyor. Karanlıkta sabit bir ışık noktası gösteriliyor. Önlerinde minnak bir düğme var. Işık hareket edince hemen o düğmeye basmaları ve ne kadar hareket ettiğini söylemeleri isteniyor. Aslında ışık hareket filan etmiyor.

İlk deneyde Sherif, katılımcıları karanlık odaya tek tek çağırıp aynı şeyi 100 kere sorar. Yetmez, bugün git yarın gel diyerek tekrar sorar. Herhangi bir dayanak noktası olmayan katılımcılar sübjektif referans noktaları oluşturur, deneyin her tekrarlanışında bir önceki referans noktalarına atıf yaparak kendi ölçümlerine sadık kalırlar. ‘Şu kadar kıpraştı, bu yana kıpraştı’ gibi. Nerden bildin denince de ‘dün de öyle gördümdü, bence böyle’ diyerek kendi ölçümlerine referans veriyorlar. Bu da objektif bir norm ya da dışarıdan gelen bir kıyas noktası olmadığında kişilerin belirsizlik karşısında kendi normlarını oluşturduklarını gösterir.

Sosyal psikolojide bunun sebebine ‘sosyal etki’, bu davranışa ise ‘sosyal uyum’ deniyor. Daha önce bireysel olarak bir fikir beyan etmemiş hobarey diye alınan grup ise gruba özgü bir norm oluşturup ona göre cevap veriyor.
Sherif’in grup üyelerinin birbirini karşılıklı olarak etkileyerek yeni bir norm, yeni bir standart geliştirdikleri süreci incelediği bu deneyi, bizden bilim uğruna odalarda ışıksız kalan tüm koca yürekli güzel insanlara gelsin.

Türkiye’de sosyal psikolojinin kurucularından ve uluslararası psikoloji dünyasının önemli isimlerinden

Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı, 1940’da İstanbul’da doğan 1959’da Robert Kolej’nden mezun oldu. Massachusetts’teki Wellesley College’de, psikoloji alanında lisans eğitimi aldı ve 1961 yılında mezun oldu. Doktora tezini ise 1967 yılında Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde sosyal psikoloji alanında verdi.

Çiğdem Kağıtçıbaşı, çocuk gelişimi alanında da önemli çalışmalarda bulunmuştur. Kültürel bağlamın çocukların gelişimi üzerindeki etkisine odaklanmış ve aile, eğitim ve toplum faktörlerinin çocukların yetişme deneyimlerini nasıl şekillendirdiğini konu edinmiştir.

Çiğdem Kağıtçıbaşı, insan hakları konusunda da araştırmalar yapmıştır. Özellikle çocuk haklarına ve çocukların toplum içindeki statülerine odaklanmıştır. Çalışmaları, çocukların kendi kültürlerinde, ailelerinde ve toplumlarında nasıl güçlendirilebileceği ve haklarının korunması konusunda nasıl desteklenebileceği konusunda önemli noktalara değinir. Ayrıca, eğitim politikalarının ve programlarının kültürel çeşitlilik ve insan haklarına saygı gösteren bir perspektifle şekillendirilmesi gerektiği konusunda da önemli bir vurgu yapmıştır.

Çalışmalarını daha iyi sonuç alacağını düşündüğünden her zaman sahada sivil toplumla beraber sürdürmeyi tercih etmiştir. Henüz Türkiye’nin gündemi bile değilken kadın, çocuk, bireyselcilik, değişen aile yapısı gibi konularda araştırmalar yürütmüştür.

Anne Çocuk Eğitim Vakfı’nın (AÇEV) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini de yürüten Çiğdem Kağıtçıbaşı UNESCO’ya bağlı International Social Science Council’da (ISSC); Kültürler-Arası Psikoloji Kuruluşunda ve Uluslararası Psikolojik Bilimler Birliğinde Yürütme Kurulu üyeliği ve Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Yurt içinde basılmış 18 kitap ve 47 makale/kitap bölümü ve yurt dışında basılmış 12 kitap ve 140 makale/kitap bölümüne sahipti. Araştırmalarında, insan gelişimi ve aile arasındaki etkileşimi kültürler arası bir bakış açısıyla inceleyen ve psikoloji literatüründeki çeşitli araştırmalara esin kaynağı olan “Kültürler arası Benlik ve Aile Modeli”ni geliştiren Çiğdem Kağıtçıbaşı, birçok ulusal ve uluslararası bilim ödülünün de sahibi oldu.

Bilim Akademisi üyesi, KOÇ-KAM Direktörü ve Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi olan Çiğdem Kağıtçıbaşı, aynı zamanda International Union of Psychological Science ile International Social Science Council’ın Başkan Yardımcısı ve International Association for Cross-Cultural Psychology’nin ilk kadın Başkanı ve Onur Üyesiydi.

Çiğdem Kağıtçıbaşı 2 Mart 2017 tarihinde hayata gözlerini yumdu.

1993 yılında kurulan Türkiye Bilimler Akademisi’nin de kurucu üyesidir. Kağıtçıbaşı, Türkiye’de ve gelişmekte olan ülkelerde çocuk gelişimi ile ilgili konularda UNICEF danışmanlığı yaptı; 1996-2000 yıllarında Uluslararası Psikoloji Bilimi Birliği’nin yardımcı başkanlığını yürüttü.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*